Ayasofya Bizimdir! Cami Olacak! Bizim Kalacak!

Ülkemiz tarihî arıza devrinden geçiyor. Tarihimiz, kültürümüz, bizi biz yapan değerlerimiz arızalanmış, yaralanmış, rencide edilmiş. İşte bundandır ki, dört yüz yıl bizim olan topraklarda yaşayıp da kendilerini bir devletin sahibi zannedenler bize hırlıyor. Neymiş efendim, Ayasofya’da Kadir gecesinde özel program düzenlenmiş. Ezan-ı Muhammedî okunmuş, Kur’an-ı Kerim tilavet edilmiş. Nasıl böyle yapılırmış! Yunanistan bundan dolayı ülkemizi UNESCO’ya şikâyet etti. Yunanistan Dışişleri Bakanlığı küstah bir açıklama yayınladı. Bunun kabul edilemez bir provokasyon olduğunu belirtti ve şöyle dedi: “Ayasofya’da Diyanet İşleri Başkanı’nın da mevcudiyetinde Kur’an okunması, ibadet yapılması ve bunun televizyonda yayınlanmasını kınıyoruz.”
Bitli finolar gibi kaşınıp duran, peş peşe adalarımızı işgal eden, son olarak da bir gemimize tâciz ateşi açan, Kıbrıs’ta türlü fırıldaklar çeviren Yunanistan’a verilecek en güzel cevap, ilk Cuma Ayasofya’nın cami olarak ibadete açılması ve bu tarihî ârızanın ve kahraman ecdâda karşı yapılan tarihî ayıbın giderilmesidir.
Adamlara bak yahu! Hâlâ Bizans hayali görüyorlar. Uyanın kopiller! Üsküdar’da sabah oldu. Kahraman Fatih Sultan Mehmed Ceddim ve o şanlı fetih ordusu 29 Mayıs 1453’te İstanbul’u fethetti. Bizans’ı tarih mezaristanına gömdü. Ayasofya’yı da “kılıç hakkı” olarak cami olarak ibadete açtı. Gidin bakın, Ayasofya’nın tapusunda sahip bölümünde Fatih Sultan Mehmed Han Vakfiyesi yazar. Fatih Dedemiz, bu sembol camii, camilikten çıkaracak olanlara çok ağır beddua etmiştir. Ayasofya ile ilgili vakfiyenin ve o beddua kısmının orijinal nüshasının fotoğrafını merhum İbrahim Hakkı Konyalı ile birlikte okumuştuk.
Ayasofya’nın Müze yapılmasının, ne tarihî, ne hukûkî, ne aklî, ne vicdanî hiçbir dayanağı yoktur. Sahte bir “Bakanlar Kurulu Kararı” ile bir gün kapatılmış, daha sonra da müze olarak açılmıştır. Haydi diyelim, o bakanlar kurulu kararı var. O yanlış karardan dönülmesi de sadece ve sadece bir bakanlar kurulu kararına bakar.
Ülkemizin dört bir yanının ateş çemberine alındığı, düşmanların fırsat kolladığı bir zamanda yapılacak en akıllıca hamle, Ayasofya’yı cami olarak ibadete açmaktır. İktidar hâlâ ne bekler, anlamak mümkün değil.
AGD Başta olmak üzere, ecdâdın mîrasına sahip çıkan kuruluşlar ve Ayasofya sevdalısı on binler, geçenlerde Ayasofya önünde sabah namazı kılmıştı. Bu öyle sıradan bir hareket değildir. Tıpkı Mescid-i Aksa bekçileri gibi, tıpkı gasbedilen topraklarının tapusunu ve evlerinin anahtarlarını saklayan Filistinliler gibi, Ayasofya önünde namaz kılan o binlerce inanmış insan, lisan-ı halleriyle şöyle demekteydi: “Ayasofya bizimdir. Ecdâdımızdan bize mîras kalmıştır. Biz bu mîrasın bekçileriyiz. Ayasofya cami olacak, kıyamete kadar da bizim olacak, cami olarak kalacak, inşaAllah!”
Sadece Ayasofya’nın mahzuniyeti değil, tarihimiz ve kültürümüz üzerindeki bütün mahzuniyet sona erecek. Buna yürekten inanıyoruz. Bu vatan bizim. Malazgirt’ten bu yana o kahraman ecdâd bu vatanın dört bir yanına mührünü vurmuş. Camiler, medreseler, tekkeler, Zaviyeler, medreseler, hanlar, hamamlar, köprüler, çeşmeler, mezarlıklar yaptırmış. Her karışına; “Bu vatan bizim! Bu vatan bir İslâm diyarıdır!” diye mührünü vurmuş. Yakın tarihte tarihî bir ârıza devri yaşanmış. Şimdi anlatması uzun sürecek, yürek dağlayan hâdiseler olmuş. Şüphesiz günün birinde bütün o olup bitenlerin de hesabı görülecek. Ülkemizi her cihetten sıkıntıya sokan o ârızanın giderilmesi, o hastalığın tedavisi için bu şart. Şimdilik yapılacak ilk hamle, Ayasofya’yı cami olarak ibadete açmak olmalıdır. Sırf Yunan’ın yaptıkları karşısında, bu hamle şart. Daha ne vakte kadar onların küstahlıklarına sabredeceğiz.
Not: Kudüs’e, Mescid-i Aksa’ya sahip çıkan yiğit gönüllere selam olsun. Milyonlar Yenikapı’da olacak. Bütün mazlumlara ve bütün mağdur değerlere müjdeler olsun!..
BURHAN BOZGEYİK-MİLLİ GAZETE.COM.TR









