Aydın konuşmasına şöyle devam etti:
“Elbette siyasilerimiz bu ülkenin evlatlarıdır ve vatana hizmet etmek için çalışıyorlar. Oy veren seçmen de elbette, kendisi evladı ve vatanı için daha iyisi olsun diye iktidar partisine oy verdi. Her bireri iyilikler güzellikler hakim olsun diye gayret etti.”
“Ama günümüze geldiğimizde bambaşka bir tablo ile karşılaştık herkes iyiliğin güzelliğin peşinde iken, duvara tosladık. Şu beş temel meselede gerçekler konuşulmuyor. ”
“. Temel mesele terördür: Her gün 3-4 şehit geliyor ve bu haberler artık olağan bir şey haline geldi. Artık bizi sarsmıyor, maalesef. Kilise sağanak sağanak bomba yağıyor ama biz çözüme dönük bir şey konuşamıyoruz”
“İkinci temel mesele işsizliktir: Sırf işsizlik rakamları ötelenmesi için her ile ilçeye üniversite açılmıştır. O okullardaki gençler sayıları 6 milyonu bulan işsizler ordusuna diplomalı işsizler olarak katılmak için bekliyorlar. Hakikatte ki işsiz sayısı 14-15 milyondur.”
“Üçüncü temel mesele Adalet ve hukuksuzluktur: O yapılan devasa mahkeme binalarından çıkan kararlara halkımızın % 75 den fazlası inanmıyor. Bu kadar subayı, senelerce içeri tıktınız davanın savcısıydınız, şimdi avukatı oldunuz.”
“Dördünce temel meselemiz dış politikadaki hezimettir: 2002 den bu güne uygulanan dış politika ile İslam coğrafyası tarumar edilmiştir. Net olarak söylüyorum, sırf Suriye’de olanlardan dolayı ülkeyi yönetenlerin yatacak yerleri yoktur. “Hakkınızı helal edin” demekle olmuyor bu işler. ”
“Beşinci en temel meselemiz çözüm sürecidir: Şu hale bakar mısınız, hala helallik isteniyor. Hala konuşuyorlar, sıyrıl şu düşüncelerinden ön yargılarından, hakikatle yüzleş. Habur’da mahkeme kuran kimdi, Dolmabahçe’de bacak bacak üstüne atıp poz veren kimdi, nevruz kutlamalarında Abdullah Öcalan’ın mesajını bu günkü bütün kanallarında vaveylayla “çok yüce şahsiyetten gelen mektup” diye sunan kimdi. Analar ağlamasın diye valilere, emniyet yetkililerine “oturun oturduğunuz yerde” diyen kimdi. Sokaklara hendekler kazılıp barikatlar kurulurken, tuzaklamalar yapılırken, cadde ve sokaklarda omuzlarda keleşlerle arzı endam edilirken kışladaki askere “burnunuzu dışarı çıkartmayın” diyen kimdi.”
“Bu ülkede yöneticilerin, kanaat önderlerinin ve halkımızın en büyük problemimiz düşüneme ve çok konuşmadır. Her konu, herkes ve her yerde konuşma hastalığımız var. Düşünmeye vaktimiz yok. Yol yapıyoruz ama kenarına fabrika yapmıyoruz, imam hatip açıyoruz ama müfredatı kendimiz yapmıyoruz, hastane açıyoruz ama içindeki en ufak bir cihazı yapmıyoruz. O çok güvendiğimiz insanlar kanaat önderleri gerçeği konuşmuyor, sizi aldatmak için konuşuyor.”
“Hassasiyetlerimiz, hedeflerimiz, ideallerimiz aynı olmasına rağmen Saadet Partisi olarak bu arkadaşlardan farkımız nedir. Kaybettiğimiz değeri, çareyi kaybettiğimiz yerde arıyoruz, kolayımıza geleni, zahmetsiz olanı tercih etmiyoruz. Zor da olsa, bedel de ödesek kaybettiğimiz değeri kaybettiğimiz yerde aramaya 47 yıldır devam ediyoruz.”
“Biz bir insanın Müslümanlığını ağzından çıkan sözü esas alırız, ama siyasilerin özellikle de icranın başındakilerin ne konuştuğuna değil, ne yaptığına bakarız.”








