ABD’nin kontrolünde yürüyenMusul Operasyonu ve bu operasyonda Irak’tan İran’a, Türkiye’den Suudi Arabistan’a Müslüman ülke ve toplulukların düştükleri içler acısı durum yürekleri dağlayan cinsten. İslam beldelerini işgal eden Siyonizm yerine, kardeşinin imanını sorgulamak ve hatta ona silah çekmek ne acı oysa!
Allah aşkına;
Ey etkili ve yetkili isimler, büyükler!
Ne olur, fitnenin zirve yaptığı bu dönemde, Nebevi (S.A.V.) metodu haykıran ve kurtuluş reçetesini açıklayan Erbakan Hocamızın şu uyarılarına kulak verin!
ASIL HEDEF TÜRKİYE
“…Bakınız bir yandan dış mihraklar Afganistan, Irak, Suriye ve İran’da bütün bu planlarını adım adım uygulamaya koyarken asıl hedef hakkındaki hazırlıklarını da kesinlikle ihmal etmemektedir. Asıl hedef nedir? Türkiye’dir. Türkiye’nin parçalanması, yumuşak lokma yapılması ve Arz-ı Mev’ud’un bir parçası olması dolayısıyla da İsrail’e katılması hususundaki planlar harıl harıl yürütülmektedir.”
(Erbakan, Haftalık Basın Toplantısı Konuşması, 26 Ekim 2003,)
“…Düşününüz bütün Güney Anadolu’daki hududumuz, Suriye ve Irak hududumuz, artık baştan sona İsrail’in olacak. O da İran ile savaşacak ve sana diyecek ki ‘sen de benle beraber ol’. Bunlara kalsa, bunlar onlarla beraber İran ile savaşmaya da kalkarlar. Böylece İslam âlemini darmadağın ederler, insanlığı mahvederler. Öyle olmasa dahi arkadan hedef Türkiye’dir. Türkiye’ye hücum edecekler, Sevr’i uygulayacaklar. Güneydoğu’yu alacaklar, İsrail’e katacaklar. Ermenileri getirecekler, Pontus’u getirecekler ne yapacakları belli. Zaten onlar hazırlıklarını şimdiden yapıyorlar adım adım. Bütün bu arkadan cereyan edecek adımların hepsi bizim milli menfaatlerimize aykırı, 1400 yıllık tarihimize aykırı, bulunduğumuz cepheye aykırı. Biz hep mazlumlardan yana olduk, hiç bebek katillerini desteklemedik, onlara maşalık yapmadık.” (Erbakan, Balıkesir Altınoluk Sohbeti, 4 Eylül 2006)
SİYONİZM’İN PLANINA ALET OLUYORUZ!
“…ABD, dış güçler, İsrail bütün bu olayların hepsini planlı olarak yapıyor. Onların uzun vadeli planları var. Batılı ajanlar cirit atıyor. Onların bu uzun vadeli planları var da bizim kısa, orta, uzun vadeli milli planlarımız nerede? Kim yapacak bunu? Ve yapması icap edenler bir plan sahibi olmadıkları gibi sadece onların planına alet oluyor. Bak onlar Orta Doğu’da Müslüman ülkeler arasında iş birliği olmasın Türkiye Suriye’yle, Irak’la, İran’la çatışsın istiyorlar ve bunu gerçekleştiriyorlar. Öyleyse bu emperyalizmin ve Siyonizm’in planını bozmamız lazım” (Erbakan, TBMM RP Grup Toplantısı Konuşması, 1992)
HAYIM NAHUM DOKTRİNİ:
Erbakan Hocamızın sıklıkla vurguladığı ve siyaset literatürüne kazandırdığı Hayım Nahum Doktrini; Lozan’ı “time out (geçici, mola)” olarak kullanıp asıl gayesi Sevr’i uygulamak olan Siyonizm’in sinsi planlarını deşifre etmektedir. Doktrin; Mısır Hahambaşısı ve İsmet İnönü’nün müşaviri olan Hayım Nahum tarafından ortaya atılan ve Türkiye’yi İsrail’e vilayet yapmak için uygulanan stratejiyi tanımlamaktadır. Buna göre; Fransa ve İngiltere’yi Lozan’ı imzalamaya ikna eden Siyonizm, savaşla yenemedikleri Türkiye’yi inancından ve değerlerinden uzaklaştırarak alt etmeyi planlamaktadır. Hayım Nahum Doktrini’ne göre Türkiye’nin savaşmadan yumuşak lokma haline getirilerek işgal edilmesi için dört şart gereklidir: 1-Anadolu insanını aç bırakacak, 2-İşsiz bırakacak, 3-Borca esir edecek, 4-Dininden uzaklaştıracak.
OKUYUCULARIMIZA ÖNEMLİ NOT:
Yeni yayın dönemine girdiğimiz şu günlerde, medyada Erbakan’ca duruşun temsilcisi Milli Gazete olarak, Hocamızın fikir dünyasından beslenmeye devam ediyoruz.
O’nun zihin ve ruh dünyasını işaret eden sözleri ve konuşmalarını sizlerle paylaşmayı aynı zamanda bir görev kabul ediyoruz.
Gayemiz; O’nun sözleri ya da fotoğraflarıyla nostaljiye yönelmek değil, bilakis ferasetinden damıtarak miras bıraktığı o derin ufkuyla geleceğimize yön vermektir.
Hedefimiz; yeni nesillere Erbakan’ca duruşu öğretmek, her daim Erbakan’ca bakışı hatırlatmaktır.
Sosyal medya fenomenleri ya da hormonlu idoller yerine, gençliğimize ve geleceğimize, Erbakan olma hedefini gösterebilmektir.
Müslümanların fitne girdabına girdiği, batıl ile işbirliğinin vaka-i adi haline geldiği şu günlerde, O’nun o “elif” duruşunu hatırlatmaktır.
Milli Görüş ideolojisinin içini boşaltmaya yeltenenlere, iyi niyetli de olsa, “Biz de Milli Görüşçüyüz” deyip ifsada hizmet edenlere karşı istikameti ve gerçek adresi göstermektir.
Evet, her biri birbirinden kıymetli Milli Gazete okuyucuları, Milli Görüş erleri;
Bu haftadan itibaren kaldığımız yerden devam ediyor ve her Cuma günü Hocamıza kulak veriyoruz.
Hocamızın sözlerini paylaşmakla kalmıyor, O’nu anlamaya da çalışıyoruz.
Siz değerli okuyucularımızın katkı ve görüşlerini de bekliyoruz.





