Birçok kadın çalışmasının batı referansıyla gerçekleştirildiğine dikkat çeken Saadet Partisi Kadın Kolları Genel Başkanı Ebru Asiltürk, “Diğer çalışmalarda tespitler ve çözüm yolları sunulurken bu toprağın sesi olmaktan uzak, Batı’nın bizim insanımıza taktığı gözlükle meseleye bakması sağlanıyor” diye konuştu.
SAADET PARTİSİ GENEL MERKEZ KADIN KOLLARI BAŞKANI EBRU ASİLTÜRK, ‘YENİ BİR DÜNYA KURULUMUNDA KADIN VE AİLE’ ZİRVESİ İLE İLGİLİ MİLLİ GAZETE’NİN SORULARINI YANITLADI.
BÜNYAMİN GÜLER/ANKARA
ASiltürk, “Biz kadına yönelik bakış açımızın inancımız ve medeniyetimizin referansları çerçevesinde şekillenmesinin hem kadına hem de topluma yönelik büyük bir katkı olacağına inanıyoruz. Kadını bireyselleşen ve bencilleştiren değil, bir bütünün en değerli parçası olarak toplumun inşa ve istikametinde daha fazla varlık göstermesini istiyoruz” dedi.
Saadet Partisi Genel Merkez Kadın Kolları, ‘Milli Görüş Zirvesi’ ile 12 sivil toplum örgütünün hanım temsilcilerini bir araya getiriyor. Perşembe(bugün) ve Cuma günü yapılacak çalıştayda Batı’nın kadını bireyselleştirici, üstünlük atfedici, bencilleştiren ve yaradılışından gelen özellikleri hiçe sayan çerçevenin dışında inancımızın ve medeniyetimizin referansları çerçevesinde kadını ve aileyi masaya yatıracak. Cumartesi günü ise, ‘Yeni Bir Dünya Kurulumunda Kadın ve Aile’ Zirvesiyle 12 sivil toplum örgütünün hanım temsilcileri bir araya gelerek, İslam’ın ve Milli Görüş’ün çerçevesinde çalıştayda alınan kararların sonuç bildirgesini Pursaklar Selçuklu Kültür Merkezi’nde yayımlayacak. Saadet Partisi Genel Merkez Kadın Kolları Başkanı Ebru Asiltürk, ‘Yeni Bir Dünya Kurulumunda Kadın ve Aile’ zirvesi ve çalıştay ile ilgili gazetemize önemli açıklamalarda bulundu.
İNSANLIK YENİ BİR DÜNYA’NIN ÖZLEMİ İÇİNDE
Saadet Partisi Kadın Kolları ve ülkemizin önde gelen sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte bir çalıştay gerçekleştiriyorsunuz, bu çalıştayı gerçekleştirirken neyi amaçlıyorsunuz?
Biz şimdi bir zirve gerçekleştireceğiz. Bu bizim uzun zamandan beridir hayalini kurduğumuz bir çalışmaydı. Günümüz Türkiye’si ve dünyanın gündemine baktığımız zaman özellikle İslam dünyası başta olmak üzere büyük çatışmaların, savaş ve terör hadiselerine şahitlik ettiğimizi görüyoruz. Ülkemizin sınırlarının hemen içinde ve dışında gerçekleşen çatışmalar ve savaş hali dolayısıyla 700’e yakın şehit verildiği söyleniyor. 700 şehit, 700 eş ve 700 aile ve tüm Türkiye yasta. Yani tüm Türkiye yasta ve dünyaya baktığımızda özgürlük, demokrasi, insan hakları diye başlayan Arap Baharı yine İslam coğrafyasına kan ve gözyaşı getirmiştir. Kuzey Afrika’dan Arakan Myanmar, Doğu Türkistan’dan Somali’ye kadar Bosna’dan Yemen’e kadar Müslümanlar ırkçı emperyalizm altında ezilmekte. Aslında şu dönemde dünya yeni bir dönemin sancıları içindedir. İnsanlar Yeni Bir Dünya özlemindedir.
MİLLİ GÖRÜŞ CEPHESİNDEN İLMİ BİR PLATFORMDA DEĞERLENDİRİLECEK
Bizler Milli Görüşçü hanımlar olarak sorumluluklarımızın bilincinde olarak bir araya gelerek yaşadığımız bu dünyanın hali ve bu toplumun en değerli yapı taşı olan ailenin ve ailenin en temel unsuru olan anne ve kadın üzerinden bu zincire geri dönerek çözümler bulma arayışı içindeyiz. Günümüz kadının içinde bulunduğu sıkıntıların tespitini Mili Görüş cephesinden ilmi bir platformda değerlendirme ve çözüm yollarının arandığı bir çalışmanın ihtiyacını hissettik. Ve bu düşüncemizi sivil toplum örgütleriyle paylaştık. Çok hassasiyet gösterdiler ve kendi çalışmalarını bizimle paylaşacaklarını söylediler. Biz de bunun üzerine bir çalıştay düzenledik. Şimdi bu çalıştaya Saadet Partisi Kadın Kolları, AGD, Memur-Sen, Cansuyu, ÖĞDER, Din-Bir-Der, İYFO, ESAM, ESDER, Medya Derneği’miz, Anadolu Engelliler Birliği Derneği, İslam Toplumu Sosyal Medya Derneği ve Gönüllüler Hareketi Kadın Temsilcileri ile gerçekleştireceğiz. Bu çalışma içinde ortak bir sonuç bildirgesi hazırlamak istiyoruz. Bu bildiri özelde Türkiye genelde ise tüm insanlığın saadetini sağlayacak bir metin olacak. Ve bizde bu metni 7 Mayıs cumartesi günü yapılacak zirve paylaşacağız.
HOCAM, HER ZAMAN VURGULARDI
Bir partinin kadın kolları genel başkanı olarak, hanımların siyasete girmesi ve parti çalışmalarında görev almalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Hocamız kadın çalışmalarının çok önemli olduğuna her zaman vurgu yapıp, hanımları parti çalışmalarına teşvik etmiştir. Hanımlarımızın azim ve gayretleri, fedakar çalışmaları sadece bizler tarafından değil, diğer partilerin de gündeminde yer almış, toplumda her zaman takdirle karşılanmıştır. Bu çalışmaların en büyük sırrı; Milli Görüşçü hanımlar, teşkilat çalışmalarını Hak ile Batıl mücadelesi olarak bilmiş, ibadet olarak görmüştür. Bu yüzden, şartları, imkânları düşünmeksizin büyük bir samimiyetle vazifelerini yapmışlardır. Siyaset, günümüz temsilcileri ile maalesef layıkıyla yapılamamakta, fikir münazarasından çok şahsileştirilen, yer yer şiddetle şekillenen, seviyesiz ve saygıdan yoksun üslubun kullanıldığı bir mecra olarak önümüze çıkmakta. Bilgi ile değil, yalan ve iftiralar veya algı oluşturma üzerine yapılan siyaset saygınlığını yitirmektedir. Bu durum, ister istemez insanları siyasete karşı mesafeli tutmaktadır.
SİYASETTE VÜCUT BULAMAZSAK ÇALIŞMALAR ASIL MANASINI KAYBEDER
Özellikle gençlik siyasetle ilgisini sadece sandıkta oy kullanarak, vatandaşlık vazifesinin ifası olarak görmektedir. Halbuki siyaset, oluşturulan bu algının ötesinde, bilgi, birikim, tecrübe ve şuur içinde yapıldığında tüm insanlığa büyük bir hizmettir ve zarurettir. Vakıf ve dernek çalışmaları, milli kültürümüz ve inancımızın vazgeçilmez ögeleridir. Çok önemli vazifeler gerçekleştirilmektedir ve çok değerlidir.Sosyal sorumluluk duygusunun zirve yaptığı çalışmalardır. Ancak çalışmalarımızı ne kadar halis niyetle yaparsak yapalım siyasette vücut bulamazsak, bu çalışmalar asıl manası itibariyle hedefe hep uzak çalışmalar olarak kalacaktır. Bu yüzden şuur ve kararlılık içerisinde siyasi temsili gerçekleştirmek için canla başla çalışmak, hepimizin vazifesi olmalıdır.
BİRLİKTE SİYASET YAPMALIYIZ
Toparlayacak olursak son olarak neler söylemek istersiniz?
Özellikle hanım kardeşlerime seslenmek istiyorum. Bizimle aynı hedefleri paylaşıyorsan, Hak ve adalet üzere bir dünya istiyorsan, İslam Birliği ufkunu taşıyorsan, toplumun her kademesinde “önce ahlak ve maneviyat” diyorsan, üretime dayalı, faizden arındırılmış, adil ekonomik düzen tek çare diyorsan, “birlikte siyaset yapmalıyız” diyorum…
ALINAN TEDBİRLERE RAĞMEN ŞİDDET HER GEÇEN GÜN ARTIYOR
Kadını bireyselleşen ve bencilleştiren değil, bir bütünün en değerli parçası olarak toplumun inşaa ve istikametinde daha fazla varlık göstermesini istiyoruz” dedi.
Günümüzde birçok kadın dernekleri ve vakıfları tarafından kadın hakları ile ilgili çalıştaylar yapılıyor. Sizi diğer kadın hareketlerinden farklı kılan ve ayıran tarafı nedir, açıklayabilir misiniz?
Batı tarihinin tüm dönemlerinde gücü elinde bulunduran egemenlerin kadını hep istismar ettiğini görmekteyiz. Eski Yunan ve Roma kültür mirasına sahip çıkan Batı, kadına insan sıfatını vermemiş, vatandaş saymamış, yakın zamana kadar da kadına mülkiyet hakkı tanımamıştır. Bu günde kapitalist sömürü düzeni, kadını, ucuz iş gücü ve cinsiyeti üzerinden menfaati için kullana gelmiştir. Gündem kadın şiddeti, kadın istismarı, ve kadın mağduriyeti üzerindedir. Ancak istatistikler gösteriyor ki alınan tedbirlere, çıkarılan yasalara, uluslararası sözleşmelere, kadının bilinçlendirilmesine rağmen şiddet her geçen gün artış göstermektedir.








