Anadolu Gençlik Derneği Genel Merkez tarafından her ay gerçekleştirilen ‘Bölge ve Şube Başkanları Toplantısı’ Ankara Ulus’ta büyük bir toplantı salonunda gerçekleştirildi. Ulus’ta gerçekleştirilen toplantıya bölge ve şube başkanlarının yanı sıra şubelerin ortaokullar, imam-hatipler, dış ilişkiler ve organizasyon-planlama komisyon başkanları da katıldı. Dört yüze yakın teşkilat mensubunun katıldığı toplantıda Saadet Partisi Yüksek İstişare Kurulu Başkanı Oğuzhan Asiltürk ve AGD ve MGV Genel Başkanı Salih Turhan, birer konuşma gerçekleştirdi.
İSLAM, BİR TEKLİFTİR
Toplantıda konuşan Saadet Partisi YİK Başkanı ve eski İçişleri Bakanı Oğuzhan Asiltürk, Rabbin hoşnutluğu için çalıştıklarını ifade ederek şunları kaydetti: “Biz bu çatının altındaki bütün çalışmaları âlemlerin Rabbinin hoşnutluğunu, rızasını kazanmak için yapıyoruz. İkame ettiğimiz namazların bir gereği olarak yapıyoruz. Namazı ikame etmek, iki namaz arasını da kendisine secde edilenin istediği şekilde düzenlemektir. Biz Elhamdülillah Müslümanız, haram ve helal ölçüsü bizim içindir. Maruf ortak iyidir ve bütün insanların hayrına olan işlerdir. Münker ortak kötüdür ve bütün insanların zararına olan işlerdir. Şunu asla unutmayacağız; İslam bir tekliftir, bir dayatma değil. Bize düşen, Müslüman olsun ya da olmasın, her insanın hayrına çalışmaktır. İnsanların en hayırlısı insanlara faydalı olandır.”
“SÖZDE CİHATÇI YAPILARA KARŞI UYARACAĞIZ”
Düşünce, söylem ve eylem birliğinin en sıkı ve en sağlam olduğu bir teşkilat olmalarının gerektiğine vurgu yapan YİK Başkanı Asiltürk, “Hem Türkiye’nin hem İslam coğrafyasının hem de dünyanın çıkış yoluna, kurtuluş yoluna mesul oldukları beldelerde rehberlik edecek donanımı üstlenmek ve geliştirmekle mükellef bir kadroyla birlikteyiz. Bizim mensuplarımız; sorumluluklarının farkında olacaklar, hem temsil görevini hem de tebliğ görevini en güzel şekilde yerine getirmenin gayretini gösterecekler. Coğrafyamızda çevrilen oyunun farkında olacaklar, gençlerimizi hem ılımlı İslam tuzağına karşı hem de ABD, AB, İngiltere ve İsrail tarafından finanse edilen sözde cihatçı denilen yapıların tahribatına karşı uyaracaklar.
KAPİTALİZM; ZULMÜN, YAĞMANIN, TALANIN VE İFSADIN SEBEBİDİR
Kapitalizmin bir din olduğunu dile getiren Genel Başkan Turhan: “Bugünün dünyasında kapitalizm denilen sistem insanların omuzlarında bir yük, ayaklarında bir zincirdir. Dün müşrik Mekkelilerin mensubu oldukları din nasıl zulmün, yağmanın, talanın ve ifsadın sebebiyse bugün de kapitalizm dini aynı şekilde zulmün, yağmanın, talanın ve ifsadın sebebidir. Dün nasıl müşrik Mekke düzeninin boyunduruğundan kurtulmak için gayret edilmişse, bugün de aynı şekilde kapitalizm dininin boyunduruğundan kurtulmak için gayret etmek gerekir. Nasıl biz İslam inancının temel esaslarından bahsediyorsak aynı şekilde kapitalizm dininin de esasları vardır. Peki, nedir bu kapitalizm dininin esasları? Kapitalizm dininde kişinin ulvileşmesi servet biriktirerek olur. Kişi sürekli mülk ve servet edinir. Bunları üst üste yığar ve biriktirir. Bu, çileli bir iştir. Kişinin ne kadar çok mülkiyeti varsa kapitalist bir toplumda gördüğü itibar da o kadar fazla olur. Kapitalizm dininde kendisinden yardım istenilen kişi sermaye sahibidir. Adeta, “Rızık bende, sen Allah’ı bırak bana yakar” der. Kapitalizm dininin de kendine has bayramları vardır. Bu bayramların ortak özelliği mensuplarını sürekli tüketmeye, daha fazla tüketmeye sevk etmesidir.”
‘SURİYE PARÇALANIYOR’ DEMEYE DİLLERİ VARMIYOR!
Bölgede yaşanan son durumu değerlendiren Genel Başkan Turhan, şöyle konuştu: “Savaşa dair haberler geliyor, sivillerin, masumların öldüğüne dair haberler geliyor. Elbette vicdan sahibi bir kalp tek bir masumun zarar görmesini kabul edemez. Ancak savaşın sadece cephede olmadığını, medyada da daha etkin bir şekilde sürdürüldüğünü biz biliyoruz. Ekranlara, manşetlere, portallara taşınan cümlelere hep birlikte maruz kalıyoruz. Hatırlayalım: Telafer’de Türkmenler var! Kobani düşüyor! Bayırbucak’ta Türkmenler var! Musul Türk’tür, Türk kalacak! Halep yanıyor! Yaklaşık 6 yıldır bu cümleleri duyuyoruz. Ancak, “Halep yanıyor!” diyenlerin “Suriye parçalanıyor!” demeye dillerinin vardığına şahit olmadık. “Musul Türk’tür!” diyenlerin “Irak Müslüman’dır!” dediklerini duymadık. “Kobani düşüyor!” diyenlerin dili “Suriye düşüyor!” demedi. “Bayırbucak’ta Türkmenler var!” diyenler, “Suriye’nin her yerinde Müslümanlar var!” demediler. “Telafer’de Türkmenler var!” diyenler, “Irak’ta Müslümanlar var!” demediler. Sonra bu Yezidiler, Süryaniler, Asuriler insan değil midir? Şimdi biz diyoruz ki bir kez de çıkıp Halep’in yandığını değil, Suriye’nin parçalandığını söyleyin. Çıkın ve konuşun: Olup biten büyük İsrail için küçük lokmalar hazırlamadır!” dedi.





