Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mesut Doğan, "FETÖ’nün yıllar yılı sadece Milli Görüş ile bağdaşmayan anlayışıda doğru bir şekilde okunmalıdır. Batı sevdası, Batı taklitçiliği, Batı’dan medet umma, Batı’nın istediği, sevdiği İslam’ı benimseme gibi anlayışlar kökten sakattır, büyük bir yanılgıdır. Milli Görüş bu milletin özünden çıkmış yine bu milletin hakiki görüşüdür. Başkasının ne dediğine değil milletimizin inancının, ruh kökünün, kimliğinin ne dediğine bakılmalıdır. Ölçülü siyaset şiar edinilmelidir." dedi.
Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mesut Doğan yaptığı açıklamayla, bin yıllık devlet geleneği olan Türkiye'nin aynı delikten iki üç yılda bir tekrar ısırılmasın uyarısında bulundu. Doğan, "Milli irade siyasete yapılan darbeye dur demiştir. Siyasi irade de milletin inancına, itikadına karşı yapılan darbeye artık dur demelidir. Bir başka husus herkesin itiraf ettiği gibi evet “Milli Görüş” bu yapıyla mesafeli durmuştur. Fakat aynı zamanda bu yapıyı besleyen ve destekleyen dostlarıylada mesafeli olmuştur. Ülkemizde yaşanan bu darbe girişiminden sonra neden bu denli dış politikaya önem veriyor ve dış güçlere dikkat çekiyoruz. Çünkü milletimiz birkez daha görmüştürki yaşamış olduğumuz hastalıkların kökü bu topraklarda değildir. Bu kökün bir ucu Amerika'ya bir ucu Avrupa'ya bir ucu da İsrail'e dayanmaktadır. Bunu kavramadan, alternatif stratejiler üretmeden, somut yaptırımlar uygulamadan mesele tam anlamı ile çözülemeyecektir." ifadelerini kullandı.
Doğan açıklamasının devamında şöyle konuştu:
"Alçakça ve haince bir kalkışma milletin üstün cesaret ve dirayeti ile engellendi. Milletimiz, içinde bulunan cevheri 15 Temmuz darbe girişimine karşı bir kez daha ortaya çıkarmış ve tüm dünyaya onurlu bir duruş göstermiştir. Milletimiz üzerine düşeni hakkıyla yapmış sırayı siyaset kurumuna vermiştir. Her sıkıntı aynı zamanda önemli bir fırsattır. Doğru çözüm ve adımlar sıkıntıyı bitirir, yanlış çözüm ve adımlar ise sıkıntıyı büyütür. Biz biliyoruz ki eğer Siyonizm bir oyunun içerisinde ise bu oyunda tek bir tarafa yatırım yapmaz. Bir taraftan darbeye yatırım yapılırken hiç kuşkusuz yaşanan tecrübeler gösteriyorki daha fazlası darbenin başarıya ulaşmama ihtimaline karşı da yapılmıştır. Dolayısıyla, bundan sonraki sürecin doğru yönetilebilmesi ve geleceğin sağlam bir şekilde inşa edilebilmesi için iktidar partisi sorulması gereken soruların, konuşulması gereken konuların önündeki psikolojik engelleri kaldırmalı, soğukkanlı bir şekilde oyunu kendimiz kurar hale gelmeliyiz.
'DARBE GİRİŞİMİ DURUŞUNDAN DOLAYI AVRUPA BİRLİĞİ BAKANLIĞI KALDIRILMALIDIR'
Böylesine önemli ve hassas bir süreçte koskoca ülkenin gündemi itirafçı, iftiracı, fırsatçı veya iddiacıların laf kalabalığına kurban edilmemelidir. Yanlışlarla mücadele edilirken, yeni yanlışlar olmasın diye çalışılırken dün olduğu gibi, daha büyük yanlışlara zemin hazırlanmamalı ve bu topraklar üzerinde hedefi olanların ekmeğine yağ sürülmemelidi. Büyük savaşların eşiğinde olan dünyada kaosa sokulmak istenen ülkemiz 2-3 yılda bir aynı delikten ısırılmamalı, tecrübe yeniden tecrübe edilmemelidir. Mesela Milli Savunma Bakanı’nın açıkladığı askeriyenin NATO'nun ruhuna göre tekrar yapılandırılacağı anlayışı büyük bir gaflettir. NATO hiçbir zaman bu milletin evlatları için var olmamıştır. Bu mesele, büyük oyun içinde tecrübe edilmeden önlem alınmalıdır. Hakeza Avrupa Birliği de bu darbe girişiminde tarafını ilk andan itibaren belli edememiş, izlemiş olduğu çıkar siyaseti S.O.S. vermiştir. Her seferinde insan hakları, hukukun üstünlüğü, demokrasi gibi kavramlara sarılan Avrupa, darbe girişimi sırasındaki tavırlarıyla sınıfta kalmıştır. Böylelikle Avrupa’nın gerçek yüzünü bir kez daha görmüş olduk. Bundan dolayı biz de diyoruz ki Türkiye artık gerçek bir dış politika siyaseti gütmeli ve geçmişte yaşanan uydurma uyum politikalarını bile bir tarafa bıraksak darbe girişimi sırasındaki duruşları sebebi ile Avrupa Birliği Bakanlığı kaldırmalıdır.
FETÖ'NÜN YILLARDIR MİLLİ GÖRÜŞ İLE BAĞDAŞMAYAN ANLAYIŞI DOĞRU OKUNMALIDIR
Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mesut Doğan yaptığı açıklamayla, bin yıllık devlet geleneği olan Türkiye'nin aynı delikten iki üç yılda bir tekrar ısırılmasın uyarısında bulundu. Doğan, "Milli irade siyasete yapılan darbeye dur demiştir. Siyasi irade de milletin inancına, itikadına karşı yapılan darbeye artık dur demelidir. Bir başka husus herkesin itiraf ettiği gibi evet “Milli Görüş” bu yapıyla mesafeli durmuştur. Fakat aynı zamanda bu yapıyı besleyen ve destekleyen dostlarıylada mesafeli olmuştur. Ülkemizde yaşanan bu darbe girişiminden sonra neden bu denli dış politikaya önem veriyor ve dış güçlere dikkat çekiyoruz. Çünkü milletimiz birkez daha görmüştürki yaşamış olduğumuz hastalıkların kökü bu topraklarda değildir. Bu kökün bir ucu Amerika'ya bir ucu Avrupa'ya bir ucu da İsrail'e dayanmaktadır. Bunu kavramadan, alternatif stratejiler üretmeden, somut yaptırımlar uygulamadan mesele tam anlamı ile çözülemeyecektir." ifadelerini kullandı.
Doğan açıklamasının devamında şöyle konuştu:
"Alçakça ve haince bir kalkışma milletin üstün cesaret ve dirayeti ile engellendi. Milletimiz, içinde bulunan cevheri 15 Temmuz darbe girişimine karşı bir kez daha ortaya çıkarmış ve tüm dünyaya onurlu bir duruş göstermiştir. Milletimiz üzerine düşeni hakkıyla yapmış sırayı siyaset kurumuna vermiştir. Her sıkıntı aynı zamanda önemli bir fırsattır. Doğru çözüm ve adımlar sıkıntıyı bitirir, yanlış çözüm ve adımlar ise sıkıntıyı büyütür. Biz biliyoruz ki eğer Siyonizm bir oyunun içerisinde ise bu oyunda tek bir tarafa yatırım yapmaz. Bir taraftan darbeye yatırım yapılırken hiç kuşkusuz yaşanan tecrübeler gösteriyorki daha fazlası darbenin başarıya ulaşmama ihtimaline karşı da yapılmıştır. Dolayısıyla, bundan sonraki sürecin doğru yönetilebilmesi ve geleceğin sağlam bir şekilde inşa edilebilmesi için iktidar partisi sorulması gereken soruların, konuşulması gereken konuların önündeki psikolojik engelleri kaldırmalı, soğukkanlı bir şekilde oyunu kendimiz kurar hale gelmeliyiz.
'DARBE GİRİŞİMİ DURUŞUNDAN DOLAYI AVRUPA BİRLİĞİ BAKANLIĞI KALDIRILMALIDIR'
Böylesine önemli ve hassas bir süreçte koskoca ülkenin gündemi itirafçı, iftiracı, fırsatçı veya iddiacıların laf kalabalığına kurban edilmemelidir. Yanlışlarla mücadele edilirken, yeni yanlışlar olmasın diye çalışılırken dün olduğu gibi, daha büyük yanlışlara zemin hazırlanmamalı ve bu topraklar üzerinde hedefi olanların ekmeğine yağ sürülmemelidi. Büyük savaşların eşiğinde olan dünyada kaosa sokulmak istenen ülkemiz 2-3 yılda bir aynı delikten ısırılmamalı, tecrübe yeniden tecrübe edilmemelidir. Mesela Milli Savunma Bakanı’nın açıkladığı askeriyenin NATO'nun ruhuna göre tekrar yapılandırılacağı anlayışı büyük bir gaflettir. NATO hiçbir zaman bu milletin evlatları için var olmamıştır. Bu mesele, büyük oyun içinde tecrübe edilmeden önlem alınmalıdır. Hakeza Avrupa Birliği de bu darbe girişiminde tarafını ilk andan itibaren belli edememiş, izlemiş olduğu çıkar siyaseti S.O.S. vermiştir. Her seferinde insan hakları, hukukun üstünlüğü, demokrasi gibi kavramlara sarılan Avrupa, darbe girişimi sırasındaki tavırlarıyla sınıfta kalmıştır. Böylelikle Avrupa’nın gerçek yüzünü bir kez daha görmüş olduk. Bundan dolayı biz de diyoruz ki Türkiye artık gerçek bir dış politika siyaseti gütmeli ve geçmişte yaşanan uydurma uyum politikalarını bile bir tarafa bıraksak darbe girişimi sırasındaki duruşları sebebi ile Avrupa Birliği Bakanlığı kaldırmalıdır.
FETÖ'NÜN YILLARDIR MİLLİ GÖRÜŞ İLE BAĞDAŞMAYAN ANLAYIŞI DOĞRU OKUNMALIDIR
Yaşanan sorunların ve tehlikenin bertaraf edilebilmesi ve tekrar yaşanmaması için sonuç, sebeple birlikte konuşulabilmeli; bugün, dün ile beraber değerlendirilebilmelidir. Kukla, kuklacıyla beraber görülebilmelidir. Aksi takdirde isimleri değişse de yaşanan sorunlar bitmeyecektir. Görünen o ki, örgütün yani kuklanın yerli taraftarlarıyla mücadelede hızlı ve sert adımlar atılırken kuklacıya karşı hassas ve dikkatli davranılmaktadır. Yıllardan beri üzerinde durduğumuz dış mihraklar meselesi bu darbe girişimi ile tekrar gündeme gelerek hortlamıştır. Ülkemiz Müslüman ülkelere liderlik yapamayacak konuma düşürülmek istenmektedir. FETÖ’nün yıllar yılı sadece Milli Görüş ile bağdaşmayan anlayışı da doğru bir şekilde okunmalıdır. Batı sevdası, Batı taklitçiliği, Batı’dan medet umma, Batı’nın istediği, sevdiği İslamı benimseme gibi anlayışlar kökten sakattır, büyük bir yanılgıdır. Milli Görüş bu milletin özünden çıkmış yine bu milletin hakiki görüşüdür. Başkasının ne dediğine değil milletimizin inancının, ruh kökünün, kimliğinin ne dediğine bakılmalıdır. Ölçülü siyaset şiar edinilmelidir. Türkiye ırkçı emperyalizmin Müslümanların itikadını sulandırma amacı taşıyan ılımlı İslam tuzağına da düşmemeli, Müslümanları birbirine kırdırma ve Müslüman olmayanları İslam’dan korkutma amaçlı radikal İslam bataklığına da batmamalıdır.
BİN YILLIK DEVLET GELENEĞİ OLAN ÜLKEMİZ İKİ ÜÇ YILDA BİR AYNI DELİKTEN TEKRAR ISIRILMASIN
Milli irade siyasete yapılan darbeye dur demiştir. Siyasi irade de milletin inancına, itikadına karşı yapılan darbeye artık dur demelidir. Bir başka husus herkesin itiraf ettiği gibi evet “Milli Görüş” bu yapıyla mesafeli durmuştur. Fakat aynı zamanda bu yapıyı besleyen ve destekleyen dostlarıylada mesafeli olmuştur. Ülkemizde yaşanan bu darbe girişiminden sonra neden bu denli dış politikaya önem veriyor ve dış güçlere dikkat çekiyoruz. Çünkü milletimiz birkez daha görmüştürki yaşamış olduğumuz hastalıkların kökü bu topraklarda değildir. Bu kökün bir ucu Amerika'ya bir ucu Avrupa'ya bir ucu da İsrail'e dayanmaktadır. Bunu kavramadan, alternatif stratejiler üretmeden, somut yaptırımlar uygulamadan mesele tam anlamı ile çözülemeyecektir. Akıl, ne halde olduğumuzu görmek, neden bu halde olduğumuzu sormak, bu halden nasıl kurtulacağımızı bilmek ve en önemlisi akıl bir işin sonunu düşünebilmektir.İstiyoruz ki bir daha aldatılmayalım. İstiyoruz ki bin yıllık devlet geleneği olan şanı ve şerifi ile var olmuş ülkemiz iki üç yılda bir aynı delikten tekrar ısırılmasın."
Kaynak: www.milligazete.com.tr
BİN YILLIK DEVLET GELENEĞİ OLAN ÜLKEMİZ İKİ ÜÇ YILDA BİR AYNI DELİKTEN TEKRAR ISIRILMASIN
Milli irade siyasete yapılan darbeye dur demiştir. Siyasi irade de milletin inancına, itikadına karşı yapılan darbeye artık dur demelidir. Bir başka husus herkesin itiraf ettiği gibi evet “Milli Görüş” bu yapıyla mesafeli durmuştur. Fakat aynı zamanda bu yapıyı besleyen ve destekleyen dostlarıylada mesafeli olmuştur. Ülkemizde yaşanan bu darbe girişiminden sonra neden bu denli dış politikaya önem veriyor ve dış güçlere dikkat çekiyoruz. Çünkü milletimiz birkez daha görmüştürki yaşamış olduğumuz hastalıkların kökü bu topraklarda değildir. Bu kökün bir ucu Amerika'ya bir ucu Avrupa'ya bir ucu da İsrail'e dayanmaktadır. Bunu kavramadan, alternatif stratejiler üretmeden, somut yaptırımlar uygulamadan mesele tam anlamı ile çözülemeyecektir. Akıl, ne halde olduğumuzu görmek, neden bu halde olduğumuzu sormak, bu halden nasıl kurtulacağımızı bilmek ve en önemlisi akıl bir işin sonunu düşünebilmektir.İstiyoruz ki bir daha aldatılmayalım. İstiyoruz ki bin yıllık devlet geleneği olan şanı ve şerifi ile var olmuş ülkemiz iki üç yılda bir aynı delikten tekrar ısırılmasın."
Kaynak: www.milligazete.com.tr





