Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Mustafa Kamalak, parti genel merkezinde haftalık basın toplantısını gerçekleştirdi. Gündeme dair önemli açıklamalarda bulunduğu basın toplantısında Kamalak, Türkiye ve Rusya arasındaki yakınlaşmaya ve St. Petersburg’ta yapılan görüşmeler hakkında da değerlendirmelerde bulundu. Kamalak, “Özellikle ABD, Avrupa Birliği ve NATO gibi sözde müttefiklerimizin darbe gecesi ve sonrasında takındıkları tutum, Rusya ziyaretini daha da anlamlı hale getirmiştir” dedi.
Saadet Partisi genel merkezinde haftalık basın toplantısını gerçekleştiren Saadet Partisi Genele Başkanı Prof. Dr. Mustafa Kamalak, Türkiye-Rusya yakınlaşması ve St. Petersburg’ta gerçekleştirilen ziyaret ilgili önemli değerlendirme ve açıklamalarda bulundu. Kamalak, “15 Temmuz tarihi, dost ve müttefik tanımının yeniden gözden geçirilmesi ve dış politikada D-8 oluşumu, Şangay 5’lisi gibi alternatif dengelerin geliştirilmesi için yeni bir başlangıç olmalıdır” dedi.
Rusya ile yakınlaşma konusuna değinen Kamalak, Saadet Partisi olarak, en başından beri, Türkiye’nin dış politika yaklaşımının topyekûn yepyeni bir anlayış ile ele alınması gerektiğine inandıklarını, İslam ülkeleri başta olmak üzere komşu ülkelerle ilişkilerin düşmanlık değil, karşılıklı menfaat ilişkilerine göre yeniden inşa edilmesi gerektiğini, bu çerçevede Cumhurbaşkanın gerçekleştirdiği Rusya ziyaretini ve Putin ile görüşmesini çok önemli ve çok olumlu bir adım olarak değerlendirdiklerini ifade etti.
D-8’LER GELİŞTİRİLMELİ
Darbe gecesi sonrası Batının tavrının Rusya ziyaretini daha anlamalı kıldığını ve Batının sözde dostluğunun sadece kendi menfaatleri olduğunu, 15 Temmuz’un ise Türkeyi için yeni alternatifler geliştirmesi için bir başlangıç olduğunu belirten Kamalak şunları kaydetti: “Özellikle ABD, Avrupa Birliği ve NATO gibi sözde müttefiklerimizin darbe gecesi ve sonrasında takındıkları tutum, Rusya ziyaretini daha da anlamlı hale getirmiştir. Çünkü bir kez daha görülmüştür ki, Batı için asıl olan demokrasi, insan hakları ve özgürlükler değil, sadece ve sadece kendi menfaatleridir. Eğer menfaatleri gerektiriyorsa darbeye destek vermekten asla çekinmezler. Bu gerçekler ışığında, 15 Temmuz tarihi, dost ve müttefik tanımının yeniden gözden geçirilmesi ve dış politikada D-8 oluşumu, Şangay 5’lisi gibi alternatif dengelerin geliştirilmesi için yeni bir başlangıç olmalıdır.”
“DENİZE DÜŞEN YILANA SARILIR” YANLIŞINA DÜŞMEMELİYİZ
Rusya ile ilişkilerin “Denize düşen yılana sarılır” yanlışına sürüklenmemesi gerektiği olumlu durumlar yaşansa bile dış politikada temkinli olmasını belirten Kamalak, Kavalalı Mehmet Ali Paşa İsyanı sırasında Ruslardan yardım istendiğini hatırlattı.
Kamalak, “Tarihten ders almalıyız. Çünkü tarih tekerrürden ibarettir. Bundan yaklaşık 200 yıl once tıpkı bugünkü gibi Osmanlı imparatorluğunda isyan çıkmıştı. İsyanın öncüsü Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa’ydı. Mehmet Ali Paşa’nın amacı da yine bugünkü gibi devleti ele geçirmekti. Sultan 2.Mahmut, bu isyanı bastırabilmek için çok zorlandı. Hatta Rus çarından yardım istemek zorunda kaldı. Bu durum Osmanlı için alışılmış bir durum değildi. Nitekim vezirlerden bir kısmı itiraz etti. “Bu nasıl olur padişahım” dediklerinde, İkinci Mahmut, şu tarihi sözü söylemek zorunda kaldı;’Ne yapalım. Denize düşen yılana sarılır’ Türkiye, maalesef, yıllardır hem içeride hem de dışarıda atılan yanlış adımlar nedeniyle adeta denize düşmüştür” dedi.
İSLAM ÂLEMİ KÜRESEL GÜÇLERİN OYUNCAĞI OLMAMALI
Türkiye’nin, çatışmanın değil, diyaloğun hâkim olduğu bir başlangıç için her türlü ittifakla temas halinde olmasını, bölgesel barış için her türlü görüşme ve müzakereyi esas almasını, ancak ne Türkiye ne de 2 milyar İslam Âlemi’nin küresel güçlerin oyuncağı olmaya mecbur olmadığını, çözüm adresinin ise ne Brüksel, ne Washington, ne de Moskova olduğunu belirten Kamalak, “Suriye başta olmak üzere İslam dünyasının meseleleri, ABD’nin, Rusya’nın, Avrupa’nın değil, Türkiye’nin, İran’ın, Mısır’ın, Suudi Arabistan’ın, öncülüğünde çözülmelidir. Çareyi, çözümü bundan önce Amerika’da aramak ne kadar yanlışsa, bugün aynı çareyi Şangay 5’lisinden ummak da o kadar yanlıştır. Çare D-8’lerdir. Çare ayrılığı-gayrılığı bir kenara bırakıp Müslüman ülkelerin güçlerini birleştirmesidir. Çare, Merkel ile, Obama ile, Putin ile oyalanmak yerine Erbakan’ın sözüne kulak vermektir” diyerek konuştu.
ERBAKAN HOCA’NIN KIYMETİNİ ANLAMANIZ İÇİN BUNLAR MI OLMALIYDI?
15 Temmuz sonrası herkesin “FETÖ yapılanmasına yakın durmayan aksine bu yapılanmamanın tehlikeli bir yapılanma olduğunu dile getiren tek kişi Erbakan’dı” diyerek konuştuklarını ve “Ne varsa Erbakan’da varmış” sözlerine de değinen Kamalak, şunları kaydetti:
ERBAKAN BU TOPRAKLARDA SADECE FETÖ YAPILANMASINA DEĞİL, NATO YAPILANMASINA DA HAYATI BOYUNCA KARŞI ÇIKTI
“Bunu anlamamız için, illa Türkiye’nin bu hale gelmesi mi gerekiyordu. Türkiye’nin kolunun kanadının kırılması, Washington’dan, Moskova’ya savrulması, dış güçlerin elinde oyuncak olması mı gerekiyordu. Yine de iş işten geçmiş değil. Bu millette kor gibi iman var. Bunu 15 Temmuz gecesi bütün dünyaya gösterdi. Bu yüzden gelin Milli Görüş’ün uyarılarına kulak verin. Hatadan dönmek erdemdir. Durum daha da kötüleşmeden ırkçı emperyalizmin figüranı olmak yerine, hem milletimizin, hem de bütün İslam âleminin kahramanı olun.
Kanın, çatışmanın, gözyaşının değil, huzur, barış ve kardeşliğin mimarı olun. Avrupa Birliği’nin, NATO’nun, Amerika’nın ve Rusya’nın değil, Erbakan’ın sözüne kulak verin. Çünkü Erbakan bu topraklarda sadece FETÖ yapılanmasına değil, Türkiye’de NATO yapılanmasına da hayatı boyunca karşı çıktı. Amerika’ya da Avrupa’ya da, Rusya’ya da mesafeli durdu. Kimseden medet ummadı. Hayatı boyunca, yerli ve milli kalkınmanın mücadelesini verdi.’Ağır Sanayi’ dedi. ‘Milli Sanayi’ dedi. ‘Hızlı Sanayi’ dedi. ‘Yaygın Sanayi’ dedi. ‘Gelir dağılımında adalet’ dedi. ‘Denk Bütçe’ yaptı. O birliğe mi girsem, bu birliğe mi girsem diye değil, kendi birliğini, yani İslam birliğini kurmanın mücadelesini verdi. D-8’leri kurdu.








