Anadolu Gençlik Derneği’nin Diyarbakır’ın Fethi’nin 1377. yılı münasebetiyle düzenlediği Fetih Programı, Ziya Gökalp Kapalı Spor Salonu’nda gerçekleştirildi. Diyarbakır halkının yoğun ilgi gösterdiği programda konuşan AGD Genel Başkanı Salih Turhan, “Diyarbakır’ın Fethi’ndeki inanç, Eyüp el-Ensari’yi İstanbul surları önüne taşıyan inançtır. Diyarbakır’ın Fethi’ndeki inanç, Sultan Selahaddin’e Kudüs’ü Haçlıların elinden geri alma gayretini veren inançtır. Diyarbakır’ın Fethi’ni, Mekke’nin Fethi’nden, Kudüs’ün Fethi’nden ayrı gören her söz eksiktir” dedi.
HABER MERKEZİ
Fetih programına katılan AGD Genel Başkanı Salih Turhan “Diyarbakır’ın Fethi’nin 1377. yılında Peygamberler ve sahabiler şehri Diyarbakır’ımızdayız. İslam coğrafyasının Mekke gibi, Medine gibi, Kudüs gibi, İstanbul gibi gözbebeği şehirlerinden olan Diyarbakır’ımızdayız. Allah’ın kutlu elçilerine ve Efendimiz’in her biri gökteki bir yıldız gibi olan mübarek arkadaşlarına ev sahipliği yapan Diyarbakır, elbette bu coğrafyada maneviyatın başşehridir. İşte bu maneviyat başkenti bu akşam burada Hazreti Ömer’in emaneti, İyaz bin Ganem’in emaneti bir fethe ev sahipliği yapmaktadır. Diğer taraftan yaklaşık bir yıllık bir süreçte, Cizre’den Sur’a, bu coğrafyada hepimizin canını yakan gelişmeler yaşanmış, yıkımlar olmuş, can kayıpları meydana gelmiştir. Bütün bu sıkıntılar hepimiz için sarsıcıdır. Dualarımız ve gayretimiz yaraların sarılması, mağduriyetlerin giderilmesi, hak ve özgürlüklerin gereğinin yapılmasıdır. Bilindiği üzere Diyarbakır, Mekke’nin Fethi’nin üzerinden on yıl geçmeden İslam toprağı olmuş bir şehrimizdir. Diyarbakır, Hazreti Ömer (ra) döneminde, İyaz bin Ganem komutasındaki İslam Ordusu tarafından fethedilmiştir.” dedi.
“İSLAMIN BU TOPRAKLARDAKİ KALESİ”
İstanbul’umuzda 563 yıldır okunan ezanın, Diyarbakır’da 1377 yıldır okunduğunu belirten Turhan “639 yılında fethedilen Diyarbakır o tarihten bu tarihe İslam’ın bu topraklardaki kalesi olmuştur. Fetihle birlikte Medine’den Mekke’ye, Mekke’den Kudüs’e taşınan Kelime-i Tevhid Sancağı Kudüs’ten de Diyarbakır’a taşınmıştır. Diyarbakır İslam’ın kalesi olmuştur. Bu kale 27 Mayıs 639’dan bu zamana hiç düşmemiştir. Bu kale Selahaddin’lerin kalesidir. Bu kale Said’lerin kalesidir. Bu kale Molla Yahya’ların kalesidir. Yine bu bölgenin halkı Kelime-i Tevhid sancağına her dönemde canhıraş bir gayretle sahip çıkmıştır. Osmanlıya zorla imzalatılan Sevr Antlaşması bu topraklardaki Müslüman Kürt halkının liderlerinden, Şeyh Mahmut Berzenci tarafından yırtılıp atılmıştır. Diyarbakır’ın Fethi, Anadolu’nun İslamlaşması, İstanbul’un alınması ve İslam’ın Avrupa’ya taşınması yolunda çok önemli bir hamledir. Anadolu’nun İslamlaşmasını Diyarbakır’ın Fethinden başlatmayan resmi tarih tezi kabul edilebilir değildir. Anadolu’da ve Avrupa’da İslam tarihini bu bölgeden başlatmayan her söz eksiktir. Diyarbakır’ın Fethi’ni, Mekke’nin Fethi’nden, Kudüs’ün Fethi’nden ayrı gören her söz de eksiktir.” değerlendirmesinde bulundu.
“RENKLER, IRKLAR VE DİLLER BU KARDEŞLİĞE BEREKET KATMIŞTIR”
Diyarbakır’ın Fethi’ndeki inancın, Eyüp el-Ensari’yi İstanbul surları önüne taşıdığını kaydeden Turhan”Diyarbakır’ın Fethi’ndeki inanç, Sultan Selahaddin’e Kudüs’ü Haçlıların elinden geri alma gayretini veren inançtır. Diyarbakır’ın Fethi’ndeki ruh, Fatih Sultan Muhammed’e İstanbul’un Fethi aşkını veren inançtır. Diyarbakır’ın Fethi’ndeki ruh Malazgirt Meydan Savaşı’nda, İstanbul’un Fethi’nde ve de Çanakkale Direnişi’nde her seferinde yeniden vücut bulmuştur. Kudüs’ü Mekke’ye, Şam’ı Kudüs’e, Bağdat’ı Şam’a, Diyarbakır’ı Bağdat’a, İstanbul’u Diyarbakır’a ve Saraybosna’yı İstanbul’a bağlayan İslam kardeşliğidir. Renkler, ırklar ve diller bu kardeşliğe bereket katmıştır. Aynı sofralarda oturulmuş, aynı ekmek paylaşılmış, aynı bayramlar kutlanılmıştır. Düğünlerin sevinci, cenazelerin hüznü birlikte yaşanılmıştır. Son üç yüz yılda, özellikle de son yüzyılın başında yitirilen savaşlarla birlikte emperyalist ülkeler tarafından İslam coğrafyası aralara çizilen yapay sınırlarla birbirlerinden koparılmaya çalışılmıştır. Âlemlerin Rabbine hamd ediyoruz ki geçen zaman içerisinde sadece hasret artmıştır.” İfadelerini kullandı. Turhan ABD, AB ve İsrail ile stratejik ortaklık geliştirilerek bölgeye huzur getirilemeyeceğinin de altını çizdi.
Kaynak: Milli Gazete





