Bugun...


ERBAKAN HOCA İLE İLGİLİ ANILAR
Milli Görüş lideri ve 54.hükümetin Başbakanı Prof.Dr Necmettin ERBAKAN Hocamızın vefatının 7.sene-i devriyesinde Büyük yaşayanlar ekibinin Prof Dr Cevat Akşit hocamızla yaptıkları röportajı yayınlıyoruz

ERBAKAN HOCA İLE İLGİLİ ANILAR
+ -

                Hocam öncelikle bizleri ağırladığınız için çok teşekkür ederiz.Allah sizden razı olsun malumunuz üzere 27 Şubat günü hocamızın vefatının seneyi devriyesiydi.Bizlerde bu vesileyle hocamızla ilgili bir video çekmek istedik,bu çalışmamıza siz değerli hocamızı da misafir etme şerefine nail olduk. Muhterem hocam bu vesileyle sormak istiyoruz. Necmettin Erbakan ismi sizin için ne ifade ediyor Erbakan hocamızla tanışıklığınız hangi yıllara dayanıyor ve hocamızla ilgili anılarınızı bizlerle paylaşabilir misiniz?

Cevat Akşit : Rahmetli Erbakan hocamla biz ilk defa 1956 senesinde görüştük. İmam hatip lisesi talebesiyken müezzinlik sınavını kazanmıştım. Zeyrekte Mehmet Zahid efendinin imamlık yaptığı camide müezzinlik yapıyordum. Erbakan hocam, Osman Çataklı,Mustafa Köse, Recai Kutan her akşam Mehmet Zahid efendinin yanına gelirlerdi. Evde sofrayı ben kurar, Çay ve Kahve ikramıyla ben ilgilenirdim. Erbakan hocamla tanışıklığımız o günlere dayanır. Hocam o zamanlar sohbete geldiğinde hiç konuşmazdı. İki dizi üzerinde oturur huşu içinde hocaefendiyi dinlerdi hatta bir seferinde geç kaldı ,kapının dibinde bir yer buldu,oraya oturdu. Hatırladığım kadarıyla sohbet iki buçuk saat sürdü kalktı bir baktım,ev ahşap dibinde tahtalar var giren çıkan çok olunca tahtalar yerinden oynaya oynaya tahtanın çivisi yukarı doğru çıkmış. İşte Erbakan hoca iki buçuk saat hiç kıpırdamadan o çivinin üzerinde oturmuş. Rahmetli Erbakan hoca geç evlendi o zaman bekardı bende bekardım ve hocanın arabası vardı.O zamanlar araba sayılı insanda var tabi.Bir Müslüman kardeşimizin evinde sohbet olacağı zaman beni de yanında götürürdü,hatırlıyorum çok hızlı araba kullanırdı.Yolda çukurlar engeller olmasına rağmen hiç dinlemezdi, pat küt geçerdi.Osman çataklının da arabası vardı.O ise çok dikkatli  araba sürerdi.Çok titiz olduğundan arabasına toz konmasını istemez bir çukur görünce fren yapardı.

Erbakan hoca sohbetlerde hiç araya girmez pür dikkat dinlerdi. İsviçre’de Müslüman olan bir atom alimi sohbete gelmişti. Mehmet zahid efendinin sohbet halkasında profesörler avukatlar doktorlar vs. toplumun ileri gelenleri bulunurdu sürekli. Tabi yine sofrayı ben kuruyor çay ikramını da ben yapıyordum. Bir sofraya 12-13 kişi oturuyorduk yer sofrasında yemek yiyorduk. Profesör yaşlı olduğu için yere oturamadı kanepeye oturdu. Biz oturduk tabi çorba geldi kaşıklıyoruz O sırada “bu Müslümanlık ne güzel şey ya” dedi. Hamal profesör hakim doktor bir arada oturuyorsunuz aynı çorbadan içiyorsunuz,mikrop bulaşır felan diye de düşünmüyorsunuz. Bizde ufacık odalar vardır tek başımıza yeriz.”dedi.Tabi o Almanca konuşuyor Erbakan hoca tercüme ediyor. Profesör hocanın türk olduğunu duyunca şaşırdı ve şaşkınlığının bir tezahürü olarak ben sizi Alman zannetmiştim dedi. Hocayla biz 9-10 sene bu meclislerde beraber bulunduk. Ben bu insanları gördüm hem Kuranı Kerimi biliyorlar hem ilmi meselelere vakıflar hem de her biri profesör doçent ünvanına sahipler.Onları örnek alarak iki liseden mezun oldum. İlim adamı olmaya karar verdim.Bir taraftan da Fransız konsolosluğuna müracat edip Fransızca öğrenmeye başladım. İmam Hatip diplomasıyla İslam Enstitüsüne girdim. Lise diplomamla da önce tıp fakültesine girdim sonradan devamsızlık sorunundan dolayı hukuk fakültesine geçiş yaptım. İki fakülteyi birden bitirdim.Erbakan Hocamla birlikte olmamın en büyük kazanımlarımdan biridir. Mehmet Zahid efendi İskender paşaya tayin edilmesine rağmen bir süre eski evinde kalmaya devam etti. Oraya Ömer Nasuhi Bilmen, Bekir Haki Efendi ,Yekta Efendi, Hasan Basri Çantay, Nurettin Topçu kısacası sayılı hocalar gelirlerdi. Daha sonra askere gittim ve ardından denizli imam hatipte hoca oldum fakat bu cemaatle ilişkimi hiç kesmedim. Ben Denizlideyken Erbakan Hoca parti kurdu. Mehmet ZahidEfendi aslında siyasete sıcak bakmazdı.Bu durumu sorduğumuzda ”Biz Necmi’yi feda ettik.” Dedi, aynen bu ifadeyi kullandı.Erbakan Hocanın siyasete atılmasını Hocaefendi emretmiştir. Ben Almanya’da doktora yapmış bir profesörden duydum,”çok şey kaybettik” dedi. “ne kaybettiniz” dedim. Eğer siyasete atılmasaydı ilim dünyası daha çok şey kazanacaktı. Bende siyasetle iştigal olmuş bir sülaleden geliyorum. Amcam Hüsnü akşit, amcam Baha Akşit siyasette söz sahibi olmuşlardır.

Buna rağmen hocaefendi  bana siyasetin hep tehlikeli olduğunu söylerdi ama Erbakan Hocayı siyasete yönlendirdi. Hocaefendiyle birlikteyken denizliden birileri geldi ve dediler ki “Cevat Hocam denizlide tanınıyor seviliyor. Aday olsa seçilir.” O güne kadar hocam sen ilim irfan adamısın siyasete girme diyordu. İşte orada Hocam dedi ki “dini ihya edeceğim diyen bir adama yardım etmezsen ahirette ne cevap vereceksin bir de sen hocasın” dedi. Yani açık açık “partiye gir” dedi.Hayır demek ne mümkün bende tamam efendim dedim.Halbuki demirel bana bakanlık teklif etmişti.hocaefendi “hayır senin siyasetle işin yok sen ilim irfan adamısın.” demişti. Fakat bu sefer hocaefendinin emriyle Milli Selamet partisine girip aday oldum. Amcam bana çok kızdı. Bense amcama bunun siyaset olmadığını anlattım. Hocaefendi aslında beni imtihan etmiş. Bizim seçim çalışmaları içinde olduğumuz bir zamanda hem de seçime 3 gün kala hocaefendi denizlideki evime gelip “sözümü tuttun beni memnun ettin.” dedi “ama kazanamayacaksın üzülme” dedi ve gitti. Burda kerametini gördüm. Erbakan hocayla muhabbetimiz daim olmuştur benim sürekli siyasette olmamı istemiştir. Hatta siyaseti öğrenmem için beni murakıb yapmıştır. Hatta ilk defa bu vesileyle yönetim kuruluna katılmak üzere italyaya gitmiştim. Recai kutan bakanken beni arsa ofisi genel müdürü yapmak istedi,rüşvetin en çok döndüğü yer olduğu için hocaefendi izin vermedi. Erbakan hocamla muhabbetimiz uzun yıllar sürmüştür çok zeki,duyduğunu unutmayan bir adamdı. Mesela ben Erzurum İslam enstitüsündeyken doktora çalışmamda İslam Ceza Hukukunun İnsani olduğunu İspatlamaya muktedir oldum bu çalışmam dünya çapında muktedir oldu hatta 1996-1997 yıllarında Amerikaya çağırıldım. Benim doktora hocam Atatürkçü Düşünce Derneği Başkanı idi hiç Camiye gitmezdi. Her akşam kafayı çekerdi. Bana şunu itiraf etti:” Bir şey bulamayacağını ve kendi kendine bu çalışmayı bırakacağını düşünerek bu konuyu seçtim,islam hukukuna inanmıyordum ama şimdi gördüm ki İslam hukuku muhteşem bir hukukmuş.” Erbakan Hocam Ankaradayken ara sıra yanına uğruyordum bir ziyaretimde doktora tezimi kendisine sundum,bir süre sonra ziyaret ettiğimde bir mecliste doktora tezimi anlattığına şahit oldum. Tezimi virgül atlamadan anlattı elinde kitap olmadığı halde hafızasından anlattı bana deseler ki şu tezi anlat tezi hazırlayan ben olmama rağmen bu kadar güzel anlatamam. Böyle muhteşem bir hafızası, keskin bir zekası var idi. Milli sanayiye önem verirdi. Müslümanları bir araya getirerek gümüş motor fabrikasını kurdu. Bende babamdan miras kalan tarlaları sattım ve gümüş motor fabrikasına ortak oldum.  Küresel güçler bu duruma sessiz kalmadılar ve biz motoru hangi fiyata mal ediyorsak bunun çok daha altında motor satarak fabrikanın iflasına neden oldular. Bu fabrika kurulduğunda amacı yerli motor üretmekti. Uçak motoru, Araba motoru vs. hepsini üretecekti. Zaten hocam motor profesörüydü gelin görün ki küresel güçler müsaade etmediler. Fabrikanın iflasıyla kuruluş aşamasında bir araya gelen Müslümanlar Erbakan Hocama ne ağır laflar söylediler oysa bu fabrikayı gözyaşlarıyla kurmuşlardı. Bu olayla Müslümanların para delisi olduğunu gördüm. İstanbulda insanlar sokaklara sığmıyorlar. Erbakan Hocam daha o yıllarda Anadolunun her köşesine fabrika açmayı ve insanımızın iş için istanbula gelmesindense işin onların ayağına gitmesini murad etmişti.Bugün İngiltere bile londraya gelmek isteyenler için büyük paralar alıyor.Çünkü yetmiyor imkanlar.O zamanlar Erbakan Hocaya güldüler geçtiler.Mesela Erzurumda Hasankaleye şeker fabrikası kurma meselesi gündemdeydi.Güldüler buraya fabrika mı kurulur,kurulursa istanbula kurulur dediler. Erbakan Hoca milli değerlere bağlı müftülerden daha bilgili 3 tane şeyhin dizinin dibinde gençliğini geçirmiş bir insandı. Ben İslam Enstitüsünde müdürken öğle namazlarını kapıyı kilitleyip kılıyordum. Yasaktı ve Müfettişler sürekli teftişe geliyordu.1971 yılında yolun karşı tarafındaki Camiye gitmek için bir kardeşimiz yolunu uzatarak gidiyordu. Erbakan Hocam başbakan olunca bakanlıklarda Cami açtırdı Namaz kılmayı suç olmaktan çıkarttı Erbakan Hoca kendisi başbakan olarak Müslümanların idareye geçmesi gerektiğini bildirdi. Önceleri Müslümanlar Camiye gitsin diğerleri Müslümanları yönetsin zihniyeti vardı Erbakan hocamız bunu yıktı. Denizli İmam Hatip Lisesinde öğretmenken Erbakan Hocam denizliye gelmişti beni ön tarafa oturttu.Tabi ben memurum o zamanlar,konuşmasında baş parmaklar havada milli görüş yemini ettiriyordu  parmağımı kaldırsam memur olduğumdan ötürü tehlikeli,kaldırmasam hocanın hemen yanındayız olmayacak o sırada terledim arkamdaki adam zeki biriydi hemen önüme geldi böylece kameralar beni görmedi. Konuşma bitince Erbakan Hocamı köyüme davet ettim. 40 km. ötedeki evime gitti kendisine özel bir oda tahsis ettim ertesi sabah geldiğimde çarşafının bile bozulmadığını gördüm ve sabaha kadar ibadet ettiğini anladım,devamlı ibadet etmiş. Bunu da söylemem lazım. İbadetine düşkün,çok da bilgili,hem ilmi tarafı üstün hem dini tarafı üstün bir adamdı.

Bu konuşmamızın videoları yakın zamanda hesaplarımızdan paylaşılacak inşAllah.

Facebook.com/buyukyasayanlar

İnstragram.co/buyuk.yasayanlar

Açıklama: C:UsersWindowsAppDataLocalMicrosoftWindowsINetCacheContent.Wordlogo.pngYoutube/Büyük Yaşayanlar



HABER VİDEOSU





Kaynak: millihaberdenizli

Bu haber 1643 defa okunmuştur.

YORUMLAR

emin kokrmaz
07-03-2018 07:49:00
maşallah. genç kardeşlerimiz çalışıyor.

YORUM YAZ



YORUM YAZ

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER HABERLER
FOTO GALERİ
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
VİDEO GALERİ
YUKARI